2 Haziran 2016 Perşembe

niye kesmediniz uyurken bileklerimi?


– ne kaldı bana senden –demiştin,
çürüyen güllerin anısı sadece.

.  

"Ben bunları yaşamayı hak etmedim" diyerek duvar yumruklamaların, aynanın karşısına çöküp ağlamaların, gözlerinin kıpkırmızı oluşu, ertesi gün okuldaki herkesin "sana noldu hiç uyumadın mı?" demeleri ama o birilerinin hiç umurunda olmayışın. Vazgeçemezdin ama dimi, öylece bırakıp devam edemezdin, elbet bir gün mutlu olacaktın sen de hani, onunla olmasa da "güzel günler elbet bir gün gelecekti." 


 spoiler: gelmedi

Neredeyse dört sene boyunca hiçliğin tam ortasında dolanıp durmak, kaybolmak ve bulunmayı beklemek, koridorun sonundaki pencereden güneşin bu acımasız şehre doğmasını izlemek; umutla, duyduğun sonsuz sevginin hiçbir zaman karşılık bulamayacağını bilerek.

Geceler boyu hayalini kurarak uyuyakaldığın düşlerin hiçbirinin gerçekleşmeyeceğini, aksine işlerin hep senin istediğinin tersine gideceğini birileri rüyalarına girip fısıldasaydı keşke. Şarkılara bu kadar fazla bağlanmaman gerektiğini, onların güvenilmez olduğunu ve seni bırakıp gidebileceklerini biri sana öğretseydi. Veya vazgeçmeyi, "eyvallah, benden bu kadar" diyebilmeyi, sineye çekebilmeyi, pişman ettirecek şeyler yapmamayı, aklından geçenleri anında söyleyebilmeyi, hep o takındığın "ben güçlü biriyim" -çünkü seni kimse üzemezdi  ya hani- havalarını bir kenara bırakıp insanlara asıl olduğun kişiyi gösterebilmeyi, olanı oldurup, olmayanla vedalaşıp hayatına devam edebilmeyi.

Kapalı bir kutu gibi davranıp küçük bir gülümsemeyi insanlardan esirgemek yerine, kalbini açtığın kişileri daha dikkatli seçmen gerektiğini kimse söylememişti sana. Güvendiğin herkesin eninde sonunda bir gün seni hayal kırıklığına uğratacağını bilmen gerektiğini, canın ne kadar yanarsa yansın bazılarını köpek gibi sevmeye devam edeceğini; seni üzeceklerini bile bile hep onların yakınında olmak isteyeceğini de.

Çünkü bu bilmemkaç numaralı kuralıymış insanlığın: Bazı insanlar senin kalbini istediği yerden istediği kadar kırsınlarmış; kendi yerlerine dokunamaz ve onlara duyduğun sevgiden hiçbir sikim eksiltemezler-miş.

Dünya bir masal olsaydı tam bu noktada biterdi. Lakin, "merhametini esirgemek" dünyanın en sevdiği şeydir. Ve bu yüzden, masal kaldığı yerden devam eder ve hiç bitmez: dünyanın her yerinde, birilerini sevmeye mahkum bırakılan insanlar günden güne eksilirler. Geriye onlardan sadece kendilerine duydukları nefret kalana dek.








ah! niye kesmediniz
uyurken bileklerimi?