https://www.youtube.com/watch?v=Trc_5pOz6Gs
Vazgeçemeyişlerin en güzel kıyılarından birindeyim, benden başka kimsenin bilmediği bi' kumsalda uzanıyorum. Öğretilmiş değil, kabullenilmiş bir çaresizlik benimki. Zira hep mutlu olacağım söylenilmişti bana. Vedalarım hep "her şey gönlünce olsun"larlaydı. Kimse bilmedi ama gönlümden geçenleri. Öğrenmek isteyenlere de ben izin vermedim. "Nasılsın?" sorusuna verilen yalandan cevaplarla, alelade yerlerde sırf ağlamamak için tavana doğrultulan bakışlarla, inadına inkarla dolu bir hayat ve çıkmaya çalışırken labirentin içinde daha da kaybolan ben... Geçirdiğim dört sene ve onun bıraktığı hayal kırıklıkları.
Gerçekten. Bir kırılış ancak bu kadar afili olabilirdi.
Boşunaymış ama en yanlış insanların gidişlerine ağlamalarım, bir gün belki dönerler de beni severler diye. Geceler boyu kurduğum hayalleri sabah etmelerim kendime, ağlamak için annemin uyumasını beklemelerim, gözyaşlarımla ıslanan yastığı tersine çevirmelerim, her şey elbet bir gün yoluna girer umutlarım... Hepsi boşunaymış.
Çok bir şey istememiştim oysa bu hayattan. Yalnızca geceleri yıldızları izleyebileceğim bir pencere ve benim için yıldızları sayacak biri. Belki yıldızlardan birine benim adımı da verirdi. Ve o masalların sonundaki mutlu sonu yaşardık beraber. Soğuk dalgalar çarparken ayaklarıma, omzumu örten sert rüzgarlar yerine onun elleri olurdu.
Olmadı.
Çünkü ben en büyük yanlışı, yolun ta en başında yaptım; verdiğim değeri bana asla geri vermeyecek birilerini severek. Onları baş tacı ederek, dertlerini dert edinip onlardan çok üzülerek, onların da her zaman benim yanımda olacağına güvenerek... Güvenmemeliydim ama. Gecenin üçünde yoktan yere ağlamalarım birilerinin umrunda olur sanmıştım.
Olmadı.
Ve geriye, hep şuramda duran ve geçmek bilmeyen yumruyla tek başıma ben kaldım. O yumruyu bilirsiniz. Hani, bazı geceler böyle insanın kalbinde bir sızı olur ya; canınız hiçbir şey yapmak istemez, hep çok kötü şeyler olacakmış gibi gelir, anlatmak istersiniz anlatamazsınız, susmak istersiniz susamazsınız; yutkunmak acı gelir, bir yumru hep takılı kalır sol yanınıza. Ama geçer derler ve geçer; birileri, o birileri gelir ve o yumru ortadan kaybolur ya eninde sonunda.
Benimki tam üç senedir geçmiyor. Hep orada. Benimle birlikte. Varoluşumun dayanılmaz hafifliğine, bir tutam çaresizlik katıyor. Beni o getiriyor bu kimsesiz kumsallara. Denizin soğuk rüzgarları oynarken saçlarımla, dinlediğim her şarkıda biraz o var. Biraz da başka biri. Çaresizliğimden kurtulmak için bir sigara yakıyorum şimdi. Ortadan bilmemkaça ayrılan benliğimin parçalarını, bu sigaranın külleriyle birleştirebilirim belki. Vanilyalı. O birinin en sevdiğinden. Tıpkı onun yaptığı gibi, yavaş yavaş, acele etmeden dolduruyorum acı vanilya tadını ciğerlerime. Onunla doldurmaya çalışıyorum varoluşumun dayanılmaz çaresizliğini. Belki biraz daha dayanılabilir hale getirebilirim. Belki bir gün ben de gülümseyebilirim onun gibi, ardımda bıraktıklarım aklıma gelmeden.
Belki bir gün kendime tahammül edebilir hale gelirim.
Belki bir gün ben de mutlu olurum.
Belki ben de büyürüm bir gün.
Vazgeçerim.
Kendimden,
Veya başka birilerinden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder